Her zaman tatil denince aklıma deniz, kum, güneş üçlemesi gelse de bu kez rotamı kültür ve tarih turizmine çevirdim. Yıllardır gitmek istediğim “Peygamberler Şehri” olarak adlandırılan hikâyesiyle, tarihi dokusuyla, verdiği huzurla bilinen Balıklıgöl’e yöneldim.

Hepimiz kısaca Nemrut ve Hz. İbrahim’in hikayesini bilsek de o ortama girince bambaşka bir havaya bürünüyoruz. Ben Balıklıgöl’de adım attığım İlk anda o huzuru hissettim. Yeşil İle tarihi yapının birleştiği merkez adeta sizi eski döneme götürür derecede. Gelin birde Balıklıgöl’ün hikâyesini rivayetlere göre birlikte öğrenelim; Geçmişte zalim bir kral olan Nemrut İbrahim peygamberi ateşte yakmak İçin bir ateş hazırlatıyor ve bu ateş İçerisine İbrahim peygamberi mancınıkla fırlatıyor. O sırada Allah, yanan ateşi göle, odunları İse balığa çeviriyor. Bu rivayet nedeniyle de Balıklıgöl kutsal ve dini bir merkez haline geliyor.

Peki Kral Nemrut, neden böyle bir şey yaptı derseniz de; Hz. İbrahim, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tevhid İnancını savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden mancınıkla ateşe atılır. Bu sırada Cenâb-ı Hakk tarafından ateşe “Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilir. Bu emir üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. İbrahim bir gül bahçesinin İçerisine sağ olarak düşer. İbrahim’in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut’un kızı Zeliha’da İbrahim’e İnandığından Zeliha’nın göz yaşlarından oluşan küçük göle de Zeliha’nın göz yaşları anlamına gelen Ayn Zeliha adı verilmiştir.
Her yıl binlerce İnsanın geldiği ve gezdiği Balıklıgöl’deki balıklar kutsal sayılırken, bu balıklar yenilmez, onlara zarar verilmez.
Balıklıgöl, (Ayn Zeliha ve Halil-Ür Rahman Gölleri) Şanlıurfa şehir merkezinde yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler İle Şanlıurfa’nın en çok ziyaretçi ç dini ve tarihi bir Kente gelen yerli turistler, şehirle özdeşleşen ve ilahi dinin atası kabul edilen Hz.İbrahim’in ateşe atıldığı yer olarak bilinen Balıklıgöl’den hikâyesinden çokça etkilendim. Yılın her döneminde yoğunluk yaşanan tarihi alanda bende ziyaretim esnasında o yoğunluğu ve sevgiyi çokça hissettim.
Her ziyaretçi gibi Balıklıgöl’de bulunan Dergah Cami’ye giderek namaz kılıp, şifalı sudan İçerek dua ettim. Dergah Camiden çıkar çıkmaz. Ateşin suya dönüştüğü Balıklıgöl’ün eşsiz atmosferini İzleyerek hemen yanında bulunan alandan balık yemi alarak onları besledim. Kutsal sayılan balıklara, gelen ziyaretçiler tarafından yem atılarak dilekler tutulurmuş. Tabi bizde gerekeni yaptık.

Balıklıgöl ve Ayn Zeliha Gölünü ziyaret ettikten sonra buradan Urfa Kalesi’ne çıkıp tarihi ve yeni yapıların İç İçe olduğu kenti kuş bakışı İzleme İmkam buldum ve bu İnanılmaz derecede büyüleyiciydi. Kalenin etrafında yer alan Ayn Zeliha Gölü’ndeki doğal mimarisi olan kafelerde mırra yani acı kahve ya da kendine has lezzetiyle menengİç kahvesini İçerek yorgunluğumu attım. Kahvemi İçtikten sonra yoluma devam ederken tarihi çarşı, hanlarda, baharatçılar çarşısında adeta tarihi bir yolculuğa çıktım.

“13 BİN YILLIK TARİHİ GEÇMİŞ”
13 bin yıllık tarihi geçmişi olan ve hikayeleriyle İnsanları her zaman etkilemiş olsa da o merkezleri gidip görmek her zaman daha fazla etki bırakırmış bunu burayı keşfedince anladım. ‘Herkes mutlaka Şanlıurfa’ya gelip bu atmosferi yaşamalı’ diyoruz.
Rukiye Kırmızı
